|
|
|
|
|
ÖLÇÜM
Bir
Alman bir İngiliz bir de bizim temel deniz kıyısına yüzmeye gitmişler.Alman şu
suyun sıcaklığına bir bakayım deyip deniz kıyısına gitmiş.Atletini suya sokmuş.Hımmmm
demiş suyun sıcaklığı 25 celcıus derece.İngiliz ben de bakayım deyip denize
biraz girmiş.Şortunu indirip penisini suya sokmuş.biraz sonra dönmüş.Suyun
sıcaklığı tam 25.2 celcius derece demiş.Temel de yerinden kalkıp deniz kıyısına
gitmiş.Şortunu indirip penisini suya sokmuş.Azsonra gelip yerine oturmuş.Alman
ve İngiliz merakla sormuşlar su kaç derece temel?Temel cevap vermiş.Valla
sıcaklığı bilmem ama derinlik 29.5 inç (75 cm)demiş.(Bir inç 2.54 cm dir
bilmeyenlere...)
|
ISSIZ YERDEKİ
ARABA
Geceyarısına doğru ıssız park yerinde devriye gezmekte olan polis memuru,
ileride parketmiş ve iç lambası yanan bir otomobili farkeder.
Arabanın şöför koltuğunda oturan bir genç delikanlı elindeki dergiyi okumakta ve arka
koltukta oturan bir genç kız ise örgü örmektedir.
Polis memuru duruma bir anlam veremeyip arabanın yanına gider ve ön camı tıklatır.
Şöför koltuğundaki genç başını kaldırır, mecburen camı açar:
- "Buyrun memur bey? Nasıl yardımcı olabilirim?"
Polis memuru merakla sorar:
- "Ne yapıyorsunuz burada?"
- "Neye benziyor? İste bu dergiyi okuyorum..."
Polis arka koltuktaki genc bayanı işaret ederek;
- "Peki, o ne yapiyor?" diye sorar. Genc adam omzunun üstünden arkaya
şoyle bir
bakar ve
- "Sanırım bir kazak örüyor..." der.
Kafası karışan polis sorar:
- "Kac yaşındasın bakalım, genç adam?"
- "On dokuz..."
- "Peki bu bayan kaç yaşındaymış bakalım?" Genç adam saatine bakar ve cevaplar:
- "Yaklaşik dört dakika sonra on sekiz yaşında olacak..."
VİCDANININ SESİ
Doktor John hastasıyla ateşli bir seks yaptıktan sonra, oturup düşünmüş:
- "Keşke yapmasaydım şunu ,ama olsun.. Tüm doktorlar meslek hayatında hastasıyla
yatmıştır" der ve kendini avutmaya çalışır.
O sırada vicdanından bir ses gelir:
- "Ama John, sen bir veterinersin."
DAMIZLIK BOĞA
Doğu illerimizin birinde öğretmen sınıfa geç gelen öğrenciye:
- "Neden geç kaldın oğlum?" diye sorar.
- "Bizim ineği damızlık boğaya götürdüm öğretmenim."
- "O işi baban da yapamaz mıydı?"
- "Belki yapabilirdi ama öğretmenim, bizim inek boğalardan daha çok hoşlanıyor."
ARABASININ
HİKAYESİ
Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu:
- "Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir
bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu
bir köşeye çekti. Önce gömleğini ve arkasından sütyenini çıkardı.Üst kısmı
tamamen çıplak kalmıştı.Mini eteğini de iyice yukarı çekip külotunu da
çıkardıktan sonra beni iyice kendine çekip ateşli bir öpücük verdi.Sonra
kulağıma bütün cilvesiyle hafifçe fısıldayarak ,
'Benden ne istersen alabilirsin' dedi, ben de arabasını aldım."
Dursun :
- "İyi etmişsin Temel, zaten mini etek ve sütyen sana hiç yakışmazdı."
BALIKÇI FADİME
Küçük bir balıkçı köyünde ,Temel tembel olduğu için eşi Fadime balığa çıkmak
zorunda kalırmış. Sabah erkenden balıkçılar tekneleri ile denize açıldıklarında
erkekler hep aynı yöne gitmelerine rağmen Fadime kendine göre farklı bir yöne
gidermiş.
Aksam balıktan dönüldüğünde erkeklerin çok az balık yakalamış olmalarına rağmen
Fadime'nin kayığı daima silme balık dolu olurmuş.
Bu duruma dayanamayan erkekler,bir gün Fadimeyi kenara çekip işin sırrını sormuşlar. O da :
- "Biliyorsunuz kocam çok uykucudur, sabah eşimin pijamasını açıp bakıyorum.
Temelinki ne tarafa doğru yatmış ise o yöne gidiyorum" demiş. Erkekler bu
duruma çok şaşırmışlar ama sormadan da edememişler:
- "Peki bacı, sağa yatık ,sola yatık ,anladık.Ama dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun?" diye
sorunca Fadime:
- "Canım,artık o gün balığa çıkar mıyım hiç?"
TELKİN
Kadının başı çok ağrıyormuş. Demişler ki bir psikiyatrist var, harika bir
şekilde tedavi
ediyor.
Neyse, gitmiş doktora, akşam eve gelince kocası sormuş "ne oldu" diye. Valla
demiş kadın, bana telkin önerdi, bir yere oturup kafamı iki elimin arasına alıp
sallana sallana "bu kafa benim değil, bu kafa benim değil" diye
tekrarlayacakmışım.
Kadın önce bu işe tam bir anlam verememiş.Ama doktor tavsiyesi diye telkini
uygulamaya başlamış.3-4 gün bu işe devam etmiş ve başağrıları tamamı ile
geçmiş. Ancak bu
sırada kocasında bir sorun başlamış. Adamda tık yok. Geceleri sırtını dönüp yatıyor.
İlişki milişki hak getire. Sonunda kadının da israrı ile adam da aynı
doktora gitmiş.
Akşam eve gelince kadın ne oldu kocacığım demiş. Adam "bırak yaa demiş,doktor
başka şey bilmiyor galiba.Bana da telkin önerdi ama ben öyle saçma şeyleri yapmam"
demiş. Demiş ama o günden sonra adam
olmuş bir seks makinesi ,bir canavar.
Eve gelince kadını hemen yakalayıp yatağa atıyor. Durum felaket. Neyse herkes
çok memnun.Ama kadın da bu işin nasıl olduğunu merak ediyor. Bir gün kadın eve
gelmiş. Adam "hadi karıcığım demiş sen hemen yatağa gir, ben bir banyoya gidip
geleyim" demiş.
Kadın bu sırada gizlice adamı takip etmiş. Ne görsün?? Adam banyoda klozete
oturmuş,
kafasını iki elinin arasına almış sallanıyor.
- "Bu karı benim değil, bu karı benim değil"
ÇETİN
ALTAN'IN BİR YAZISINDAN
Biliyor musunuz erkeklik organına Almanlar kibarca ne
dermiş?
Perde...
çünkü
oyun bittiğinde inermiş. Ya İngilizler? Centilmen...Kadınları görünce ayaga
kalktığı icin. Fransızlar da
Şarkı diyorlarmış. Ağızdan ağıza dolaştığı için... İranlılara göre
kibarcası, Kalleş...Hep arkadan saldırdığından ötürü... Eskiden Ruslar da,
Partizan diyorlarmış... Ne zaman sertleşeceği belli
olmadığı için. Listede Türkler’ in bulunmaması yüreğime dokundu. Onu da ben ekledim. Türklere de sormuşlar,”Erkek organına kibarca ne derler sizde?” “Şef...
Hepimizi o yönettiği için...”
|
|
|
|
SOYGUN
Temelle
dursun, Almanya'da banka soymaya karar vermişler.İyice plan yaptıktan sonra birgece işe girişmişler.Kapıları açıp içerde kasa aramaya başlamışlar.Bulduğu
kasayı açan temel içerde para yerine bir tas muhallebi bulmuş.Dursun da aynı
şekilde açtığı kasada bir tas muhallebi bulmuş.Bu işe çok kızmışlar.Koskoca
bankada nasıl para olmaz derken bari boşa gitmesin diye muhallebileri de bir
güzel afiyetle yemişler.Ertesi gün alman gazeteleri haberi sürmanşet vermiş: Almanya'nın
en büyük sperm bankası dün gece soyuldu !!!
ARSLAN OĞLU
ARSLAN
Temel askerdeyken yeni başçavuş gelir ve tüm bölüğe söyle der:
- "Sakın benim adımı unutmayın, benim adım Arslan Oğlu Arslan...Eger adımı unutursanız geldiğimde
sizi doğduğunuza pişman ederim, canınıza okurum.Adımı bilmeyenin artık
askerliği bitmez.Ona göre " der ve gider.
Aradan haftalar geçer ve Başçavuş gelir herkese adını sorar ve hepsi bilir. Sıra
Temel'e gelir. Temel:
- "Bi hayvan oğlu hayvandı ama haçen tam hatırlayamayrum"
KARIM KIŞLADA
Eski zamanlarda bir komutan kışlaya eşini getirmiş ve uzun bir sefere gideceği
tutmuş. Ancak kışlada kalan askerlerin hiçbirine güvenemediği için gitmeden önce karısının cinsel
organına bir jilet koymuş.
Uzun süre sonra döndüğünde askerlerinin bağlılığını kontrol etmek için donlarını
indirtip kontrol yapmış. Kontrol ettiği bütün askerlerin organları şu veya bu
şekilde kesikmiş. En son kişiye geldiğinde bakmış onunki kesik değil. Hemen
yanına gitmiş:
- "Aferin, oğlum karıma bir tek sen el sürmemişsin. Bundan sonra benim sağ kolum sen
olacaksın "
deyince asker yanıtlamış :
- "Tetekkür ederim tomutanım"
ÜÇ İŞÇİ
Fabrikada çalışan üç kafadar isçiden biri Kayserili, biri Adanalı biri de bizim
Trabzonlu Temeldir. Bunlar çalışırlarken her gün patronun erkenden işten
ayrıldığını fark ederler. Uyanık Kayserili diğer iki arkadaşını çağırır :
- "Bakın, patron böyle erkenden çıkıyor ve dönmüyor. Biz enayimiyiz biz de o
çıktığı zaman
peşinden çıkıp gidelim."
Diğerleri bu teklifi hemen kabul ederler. O gün patron gene erkenden çıkar.
Bizim üç kafadar da hemen peşinden dışarı çıkarlar. Kayserili doğruca evine
gider ve yatar. Adanalı hemen bir kebapçıya gidip güzelce karnını doyurur. Temel
de evine gider.
Temel yatak odasından gelen sesler üzerine kapıyı sessizce açar. Yatakta karısına sarılmış bulunan patronunu görür ve
kapıyı sessizce kapatıp oradan
çıkar.
Ertesi gün Kayserili ve Adanalı o gün de patronun peşinden çıkmak üzere plan
yaparlar. Temeli çağırırlar ve bugün de erkenden patronla beraber kaçacaklarını söylerler. Temel
hemen itiraz eder.
- "Yok uşaklar ben kesinlikle çıkmam ! Dün az kalsın patrona yakalanıyordum!"
CLAUDIA, CİNDY VE
NAOMİ
Dünyaca ünlü top modeller
Claudia, Cindy ve Naomi bir defileye gitmek üzere uçağa binerler.Uçak
havalandıktan az sonra Kokpit'den gelen bir anons uçakta bir arıza meydana geldiğini, düşme tehlikesi
yaşadıklarını, herkesin kemerlerini bağlaması gerektiğini bildirir.
Cindy ani bir hareketle kalkar ve kemerini takmak yerine bluzunu ve sütyenini
çıkarır. Arkadaşları hayret içinde bunu niye yaptığını sorarlar..
- "Eee.." der Cindy, "uçak düşüp enkaz çalışmaları başladığında bu kadar insanın
arasında benim güzel göğüslerim dikkat çekecek ve ilk beni kurtaracaklar.."
Bunu duyan Claudia da hemen kalkar, pantolonunu çıkartır ve gayet kendinden
emin, uzun bacaklarının kurtarma ekiplerini hemen cezbedeceğini söyler.
Onlar kendi aralarında konuşurken Naomi kalkar.. Önce pantolonunu, sonra
külotunu çıkartır ve yerine oturur. Diğerleri Naomi'nin ne yaptığını anlamaya çalışırken
Naomi gayet
sakin cevap verir.
- "Uçak düştüğünde ilk neyi arayacaklar sanıyorsunuz?" "ELBETTE"
"KARA KUTUYU!"
SEKRETER
Gazetede yayınlanan “Daktilo Bilen Bayan Sekreter Aranıyor”
İlan üzerine uzun boylu yakışıklı bir adam da basvurmuştu.
Şirketin patronu, “İyi ama yanlışlık olacak. Biz bayan sekreter arıyorduk,
deyince, adam elindeki bavulu açmış.İçinden cansız bir manken çıkarmış,
“İşte efendim”, demiş. “Modern tekniğin son buluşu olan sekreteriniz!
Yemez içmez. Hiç bir kaprisi yoktur. İzin nedir bilmez.
Telofonla aynı anda sekiz kişiyle görüşür, bu arada da beş ayrı daktilo
makinesinde beş ayrı yazı yazar.Bu esnada bütün randevularınızı ayarlayıp, iş
mektuplarınızı yazar. Bunlara kendisinin dokuz yabancı dil
bildiğini ve anında ,simultane çeviri yaptığını da eklemeliyim.Maaşı filan da yok.
Bana hemen Bir milyar lira ödeyeceksiniz.Bu kadar!” Patronun akli yatmamış,
yüzünü buruşturmuş.
Harika manken sekreteri getiren adam hemen sekreteri oturtmuş, Beş dakikada elli sayfalık bir kitabı sekiz dile
çevirmiş,
aynı anda telefonlara cevap verdirmiş,Bütün hünerlerini sekretere hemen yaptırmış. Patronun gözleri
faltaşı gibi açılmış, derhal bir milyarlık çeki yazıp adama vermiş
ve cansız manken sekreteri almış.Adam odadan çıkıp elinde
boş bavulla asansörün gelmesini beklerken, içeriden feci bir feryat duyulmuş,
“AAAHHHHHHH !” Bunu duyan adam elini alnına vurmuş,
“Tüh be!” demiş, mankenin alt tarafının kalemtraş
olduğunu söylemeyi unuttum!”
|
|
|